Issue Information Issue Information
pp. i - vi Abstract Keywords: | |
Review Articles Yaşayan Kültürel Miras Yönetimi ve Yapay Zekâ
Nebi Özdemir pp. 1 - 53 Abstract Yaşam ve kültürel alanlar, ürünler, gelenekler, aktörler ve kültürler arası yaratıcı etkileşimlerin ürünü, bütünü ve kaynağıdır. 21. asırla birlikte bir taraftan yaşam alanları ve kültürel gelenekler arası etkileşimler artarak yaygınlaşırken diğer taraftan doğanın ve kültürün değeri belirginleşmektedir. Doğal ve kültürel miras, insanlığın binlerce yılda oluşturduğu özgünlükler bütünüdür. Yaşamla birlikte yaşayan kültürel miras ve bu mirasın korunması ve yaşatılmasıyla ilgili paradigma, politika, yöntem, araç ve yaklaşımlar da değişmektedir. Nitekim yapay zekâ ile birlikte doğal ve kültürel mirasın korunması ve geliştirilerek yaşatılmasında veya sürdürülebilirliğinde yeni yaklaşımlar ve fırsatlar ortaya çıkmaktadır. Dijital envanterleme ve arşivleme, restorasyon, sanal ve artırılmış gerçeklik merkezli sunum ve deneyimleme, yeni yaratıcılık ve kültürel inovasyon, 3D tarama ve dijitalleştirme, kültürel kalıp ve kodların belirlenmesi ve korunması, kişiselleştirilmiş dijital hikâye anlatımı, dil koruma ve işleme, yeniden yaratma ve sunum amaçlı dijital platform ve simülasyonlar, bunlardan bazılarıdır. Bu makalede özellikle yaşayan kültürel miras yönetimi ile yapay zekâ arasındaki ilişki çözümlenmektedir. UNESCO’nun program ve sözleşmeleriyle belirginleşen yaşayan kültürel miras belleği anonim niteliğiyle henüz oluşturulmaya başlanan akıllı teknolojik kültürün başlıca veri kaynaklarındandır. Yaşayan kültürel mirasın tespiti ve korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasında yapay zekâ başta olmak üzere akıllı teknolojilerden yararlanılması zorunlu hale gelmiştir. Özellikle kültürel yaratıcı endüstriler alanındaki yapay zekâ merkezli yaratımlar, yaşayan kültürel mirasın inovasyon kaynak değerini artırmaktadır. Geleneksel müzik, mimari, yemek, giyim kuşam, el sanatları, tiyatro, müzik, dans vb. belleğinden hareketle özgün ve etkili yapay zekâ ürün ve uygulamaları geliştirilmektedir. Bu süreçte yaşayan kültürel mirasın sahipliğinin belirsizleşmesi, aşırı ticarileşme, insani boyutun kaybı vb. etik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Diğer yandan bu miras alanlarının temsilcilerinin kültürel ekonomik açıdan fikri mülkiyet haklarının izlenmesinde ve ihlallerin önlenmesinde yapay zekâ teknolojileri yeni fırsatlar yaratmaktadır. Bugün kültürün yaratılması, korunması, aktarılması ve deneyimlenmesi aşamalarında karma (insan-yapay zekâ/akıllı teknolojiler) bir dönem söz konusudur. Akıllı teknolojik kültür çağında kültürel bağlamlar ve kuşaklar arası etkileşimler hızlanmakta ve yaygınlaşmaktadır. Bu durum kültürel mirasın korunması, aktarımı, eğitimi ve deneyimlenmesi aşamalarını içeren kültürel miras yönetimi alanını farklılaştırmaktadır. Özetle gelenek geleceğin yaratılmasını ve yönetilmesini desteklemeyi sürdürmektedir. Keywords: Yaşayan Kültürel Miras, Yaşayan Kültürel Miras Yönetimi, Yapay Zekâ, Kültürel Teknolojik Araştırmalar, Kültürel Yaratıcı Endüstriler | |
Review Articles Destanlar ve Halk Hikâyelerinde Yaşlılık İmgesinin Klişe ve Stereotip Açısından Temsilleri
Alev Öztürk Merdin pp. 54 - 89 Abstract Halk hikâyeleri ve destanlar; bir toplumun kültürel değerlerini, inançlarını, dünya görüşünü ve toplumsal yapısını yansıtan anlatılardır. Bu anlatılarda farklı karakterler ve imgeler aracılığıyla insan ilişkileri, hayatın evrensel gerçekleri ve toplumsal normlar ele alınır. Yaşlılık imgesi de bu anlatılarda sıklıkla kullanılan ve belirli kalıplar etrafında şekillenen önemli bir temadır. Genellikle bilgelik, deneyim ve manevi güçle ilişkilendirilen bu kavram, halk hikâyeleri ve destan gibi sözlü anlatılarda belli klişe ve sterotiplere bağlı olarak temsil edilebilmektedir. Araştırmada metin merkezli bir yaklaşım ile örneklem olarak seçilen halk hikâyeleri ve destan metinleri üzerinden yaşlılık imgesinin nasıl yapılandırıldığı ve bu imgelerin anlatı metinlerine katkısı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmada yaşlı karakterlerin özellikleri, işlevleri ve sembolik anlamları üzerinde durularak bu karakterlerin klişeleşmiş ve stereotip temsillerinin kültürel ve toplumsal bağlamda nasıl yorumlanabileceği tartışılmaktadır. Bu bağlamda çalışma; yaşlılık algısı, yaşlılara biçilen roller ve toplumdaki konumları gibi konulara da değinerek halk anlatılarının yaşlılık imgesinin şekillenmesindeki rolünü disiplinlerarası bir yaklaşımla ele almayı hedeflemiştir. Keywords: Destan, halk hikâyesi, yaşlılık, stereotip, klişe | |
Review Articles Türk Sineması ve Gastronomi Bağlamında Açlığın Kültürel Boyutu: Açlık Filmi Örneği
Eray Alpyıldız pp. 90 - 112 Abstract Dünya ve ulusal sinema tarihinde mutfak öğelerinin tasviri uzun bir geçmişe sahiptir. Filmlerde yemek, dramatik potansiyeli yüksek güçlü bir gösterge olarak yapılandırılmaktadır. Filmlerdeki yemek sahneleri, kimlik, güç, sınıf, maneviyat, toplumsal cinsiyet, cinsellik, mizah, performans, estetik gibi sayısız göstergeyle örülmektedir. Yiyecek hazırlama, sunum, tüketim ve benzeri ögeler filmin konusunun ve karakterlerinin ayrılmaz bir parçası olarak işlenebilmektedir. Bu açıdan yemeğin disiplini olan gastronomi, sinema ile sıkı bir ilişki içerisindedir. Tarih, kimlik ve kültür arasındaki ilişkinin anlaşılmasında önemli bir disiplin olan gastronomi, sinema sanatı içerisinde aynı işlevde kullanılabilir. Yemeğin veya yemek kültürünün uçsuz bucaksız sınırlara sahip olması gastronomiyi de aynı hatlara yerleştirmektedir. Gastronomi haritasında çözümlenebilecek olgulardan biri de açlıktır. Bu makalede Türk sineması ve gastronomi bağlamında fizyo-kültürel bir olgu olan açlık ve buna bağlı olarak 1974 yapımı Açlık filmi ele alınmıştır. Makalede ilk olarak gastronomi kavramına ilişkin bakış açıları genişletilmeye çalışılmış; dünya sineması ve Türk sineması çerçevesinde sinema ve gastronomi ilişkisi tarihsel bir düzleme yerleştirilmiştir. İlerleyen bölümde ise açlık, kültürel bir olgu olarak öne çıkarılarak Açlık (1974) filminin çözümlemesi yapılmıştır. Bu bağlamda genellikle fizyolojik, ekonomik, politik ve sosyal açıdan değerlendirilen bir olgu olan açlığın, önemli kültürel boyutlarının olduğu sonucuna varılmıştır. Keywords: Sinema, Türk Sineması, Gastronomi, Açlık, Açlık Filmi | |
Review Articles Geleneksel Köy Pazarlarından Modern İşletmelere: Giresun İli Örneği
Y. Kübra Çelebi pp. 113 - 142 Abstract Beslenme bir toplumda kültürü yansıtan temel yapı taşlarındandır. O toplumun yaşam tarzıdır. Bir besinin üretilmesinden, hazırlanmasına ve sofraya gelişine, yeme şekline kadar geçirdiği tüm süreçler o bölgenin sahip olduğu gelenek ve göreneklerin bir ürünüdür. Yeme-içme kültürü bir yörede iklim, doğal bitki örtüsü ve sahip olduğu coğrafi konuma göre farklılıklar göstermektedir. Çalışma sahası olan Giresun, kıyı ve iç kesiminde üretilen ürünler de farklılık göstermekte ve bu da ürün çeşitliliğini artırmaktadır. Giresun ili, sahip olduğu ekolojik özellikleri ve iklim şartları nedeni ile tarımsal ürün ve hayvansal gıda çeşitliliğinin fazla olduğu bir ildir. Ancak kentleşme, kırdan kente göçlerin yaşanması ve kırsal nüfusun azalması nedeni ile tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde azalma görülmektedir. Yaşanan bu göçler şehirdeki yöresel ve organik ürünlere olan ihtiyacı artırmış ve böylelikle yöresel ürün satan marketler, şarküteriler ve pazarlar açılmaya başlamıştır. Köyden kente yerleşen halk beslenme kültürünü de beraberinde getirmiş ve bu da yöresel ürünlere olan talebi artırmıştır. Bu çalışmada yaşanan göçler sonrasında şehir nüfusunun artması ve şehre yerleşen insanların organik ve köy ürünlerine olan ihtiyacını karşılamak için kurulan haftalık pazarların geleneksel şarküteriler olarak adlandırılan işletmelere geçişini ve bu işletmelerdeki yöreye has beslenme kültürünü yansıtan ürünler evrimci gelişmeci kültür kuramı ile incelenmiştir. Bu inceleme için saha ve litaratür çalışması yapılmış, yöreye ait kaynaklar taranmıştır. Çalışma sahası olan yöresel ürün satışı yapan 5 şarküteri sahibi ile görüşülmüş, pazarcılıktan işletmeciliğe geçişin nedenleri ve bu işletmelerde en çok tercih edilen ürünlerle ilgili sorular sorulmuştur. Çalışma sahasında çekilen fotoğraflarla zenginleştirilmiştir. Hayvansal gıda olarak tereyağı, çökelek, taze peynir, bal, yumurta, bitkisel gıda olarak da turşular, kuru yiyecekler ve pekmezler en çok tercih edilen ürünler olduğu saptanmıştır. Bu yöresel ve organik ürünler yöre halkı ve özellikle de gurbetçiler tarafından yüksek talep görmektedir. Türkiye’de ve Avrupa’da en çok tercih edilen gıda sektörlerinden biri de geleneksel ve organik ürünler sektörüdür. Bu ürünler geçmişten gelen ve artık mutfağa yerleşmiş olan beslenme geleneğinin ürünleridir. Şehir nüfusunun artması ile birlikte insanların geçmişten gelen geleneksel beslenme şekli şehir hayatına da yansımış ve bu doğrultuda yeni iş sektörleri oluşmuştur. Gelişen teknoloji ile tarım ve hayvancılıkta uygulanan teknoloji modelleri, organik ürünlerin yapısını bozmakta ve doğallığını olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle şehirlerdeki insanların organik ürünlere olan talebi artmaktadır. Keywords: Geleneksel Şarküteri, Gıda, Beslenme Kültürü, Göç, Pazar | |
Review Articles Göçün Türküsü
Ali Osman Öztürk pp. 143 - 153 Abstract Berlinli müzikolog Martin Greve yıllardır Türk müziğini teorik ve bazen de pratik olarak incelemektedir. “Die Musik der imaginären Türkei” (Hayali Türkiye’nin Müziği) adlı bir kitap yayınlamıştır. Almanya'da yaşayan Türklerin müzik yaşamı ve kültürünü ele aldığı bu makalede hem geçmiş hem de günümüz perspektifinden önemli tespitler yapmaktadır. Anadolu'dan getirdikleri geleneğin izini Almanya'da sürerken, Almanya'da yetişen gençlerin Türkiye'ye nasıl etkide bulunduklarını somut örneklerle sergilemektedir. Keywords: Türk müziği, Rap-Müzik, göç, Almanya, Türkiye |