Issue Information Issue Information
pp. i - vi Abstract Keywords: | |
Review Articles Gelenek Bilgesi Atadan Yapay Zekâya
Nebi Özdemir pp. 1 - 23 Abstract Bu makale ile kültürel bağlamlararası karşılaştırmalı yaklaşımlardan yararlanılarak danışma ve öğüt sistemindeki değişim ve dönüşümlerin belirlenmesi ve açıklanması amaçlanmaktadır. Yapılan araştırma kapsamında, geleneksel danışma ve öğüt sisteminden elektronik kültür bağlamındaki yapay zekâya evrilen gelişmeler ele alınmaktadır. Sözlü kültür, yazılı-basılı kültür, elektronik kültür ve yaşam bağlamlarında danışma ve öğüt sistemindeki değişmelerin çözümlenmesi, genel olarak kültür değişmelerinin de incelenmesi anlamına gelmektedir. Nitekim yaşam ve kültür bir yanıyla danışma ve öğüt sistemi üzerinden ve aracılığıyla değişmekte ve dönüşmektedir. Her kültür bağlamının kendi danışma ve öğüt sistemi aracılığıyla oluştuğu ve yaygınlaştığı gözlenmektedir. Aynı şekilde ilgili bağlamların birey ve toplumlarının da kendi danışma ve öğüt sistemi aracılığıyla biçimlendiği söylenebilir. Dolayısıyla kültürel kimlik ve bellek araştırmaları açısından da danışma ve öğüt sistemi oldukça önemlidir. Geleneksel kültürün atalarından, yazılı-basılı kültürün yazar ve öğretmenlerine daha sonra da elektronik kültürün arama motorlarına, sohbet robotlarına ve dijital akıllı yardımcılarına doğru evrilen değişim ve dönüşümler, bu yayında özellikle tartışılmaktadır. Sanayi ve teknoloji devrimleri, kentleşme, yazılı-basılı eğitimin yaygınlaşması ve geniş aileden çekirdek aileye geçiş gibi farklı türden olguların öncelikle geleneksel kültürün ana danışılan ve öğüt veren kültür aktörü olan atasının merkezi konumunun belirsizleştirdiği görülmüştür. Ak saçlı veya sakallı atalarını geride bırakanlar farklı kültür bağlamlarında kitle iletişim araçları, bilgisayar, akıllı telefon, yapay zekâ, sohbet robotu, akıllı asistan ve benzerlerine danışmaya ve onlardan öğüt almaya başlamışlardır. Yaşamın ve kültürün çatısını oluşturan danışmanlık ve öğüt sistemi insani ve insani olmayan/yapay bir nitelik kazanmıştır. Bu danışma ve öğüt sistemindeki aktörler, referans belleği, öğüt biçimi, içeriği ve işlevi değişmiş ve değişmeye de devam etmektedir. Söz konusu aktör, içerik ve işlev farklılaşmaları da bu çalışmada değerlendirilmektedir. Sonuç olarak bu makalede, Türk sosyo-kültürel yaşamındaki değişim ve dönüşümler, danışmanlık ve öğüt sistemi üzerinden çözümlenmeye çalışılmaktadır. Keywords: Kültür değişmeleri, danışma ve öğüt sistemi, gelenek bilgesi ata, yapay zekâ, sohbet robotu, dijital asistan | |
Review Articles Uygurların Geleneksel Baş Giysisi ‘Doppa’ların İşlevselliği ve Kültürel Süreklilik Dolayımında Yeniden İşlevlendirme Yaklaşımı
Ebru Kılıç pp. 24 - 50 Abstract Giysi, insan yaşamında çevresel etkenlere karşı korunma-örtünme amaçlı ortaya çıkarak zamanla toplumların gelişimiyle birlikte sosyo-kültürel bir olguya dönüşen sembolik bir anlatım ve iletişim gücü kazanmıştır. Uygurların geleneksel baş giysisi olan ‘doppa’lar da halkın kültürel imgeleri yarattığı belleklerinden hareketle kimliklerinin temsili olarak anlam yükleyerek kullandıkları ve gösterdikleri maddi ve manevi kültürel ürünlerindendir. Yöresel ve ulusal yaratım niteliğe sahip doppalar, işlenen nakış ve motiflerle halkın yaratıcılığını, düşünce yapılarını, sözsüz iletişimlerini, sanatsal zevklerini sergileyen ve gelenek çevresinde kültürel sürekliliği sağlayan doppaların halk arasında nasıl bir rol yüklendiği ve işlevselleştirildiği belirlenecek ve zaman, modern yaşam, küreselleşme gibi etkenlerle kuşaklararasılık bağlamında gelenekçi/yaş(ını) almışların haricinde kullanım dışı kalmasına karşılık, geleneğin ürünü olarak farklı kullanım alanlarının ve zamanlarının yaratılarak yeniden işlevselleştirilmiştir. Bu çalışmada, çok amaçlı kullanım yelpazesine sahip olan doppaların halk arasındaki işlevleri ve zamanla da çeşitli etmenlerle işlev kaybı, baskın işlevin zayıflaması söz konusu iken kültürel kimliğin sembolü ve kültürel bellekte yer edinmesi çerçevesinde, kültürel sürekliliğin sağlayıcısı olarak farklı görünüm ve alanlarda yeniden işlevlendirilmesi ele alınacaktır. Çalışmanın verilerini; doppaya ilişkin tespit edilen çalışmaları ile Türkiye, Kazakistan, Kırgızistan’a göç etmiş Uygurların çeşitli ortamlarında bulunup gözlemlerimize ve mülakatlarımıza dayanmaktadır. Sonuçta, Uygurların geleneksel kültüründe, doppaların kültürün dinamik ve değişken özelliğiyle de bağlantılı farklı ortam ve formda kullanımları yaratılmıştır. Keywords: Giyim-kuşam, kültürel miras, kültürel kimlik, işlev kaybı, geleneğin icadı | |
Review Articles Anaerkil Döneme Geçişte Bir Güç: Sosyal Medya
Zeynep Uludağ pp. 51 - 70 Abstract Toplumların ürettikleri cinsiyet norm ve kuralları, toplumun belirli bir dinamiğini oluşturmaktadır. Ortaya çıkan bu dinamik yapılar dönem, gelenek ve yaşayışları etkilemekte ve doğrudan değiştirmektedir. Kadın ve erkek cinsiyetlerinin birer güç dengesi oluşturma çabaları da anaerkil ve ataerkil dönemleri ortaya çıkarmıştır. Bu dönemler arasındaki gücün belirlenebilmesi ise hem fiziksel güce hem de buna bağlı olarak keşfedilen icatlara bağlı olarak gelişmektedir. Arkaik topluluklarda toprak, üreme ve bereket ile simgeleştirilen kadın, gücünü maden çağı ile birlikte kaybetmiş ve erkek baskınlığının olduğu dönem başlamıştır. Bu süreç içerisinde kadın ve erkek cinsiyetlerinin simgeleri ve kutsal sayılan varlıkların anlam ve yapıları da değişmiştir. Bu çalışmada tüm bu gelişen çağlar içerisinde modernite ile birlikte erkek cinsiyetinin elinde bulunan hiyerarşik gücün tekrar kadınlara geçtiği savunulmakta ve sebepleriyle açıklanmaktadır. Bu bağlamda çalışmada öncelikle ilk dönem anaerkilliğin özelliklerinin açıklanması, ardından ataerkil döneme geçişin ve erkek baskınlığının yayılması ve genişlemesinin sebeplerinin incelenmesi, son olarak da sosyal medya aracılığı ile kadınların tekrar güç elde etmeye başlamasıyla yeni bir anaerkil dönemin varlığı savunulmaktadır. Yapısöküm yöntemi ile her dönem kendi içerisinde incelenmekte, geçişlerarasılık açıklanmakta ve erkler arası geçişler ve bu geçişlerin özellikleri bir bütün hâlinde değerlendirilmektedir. Teknolojileşmeyle birlikte ortaya çıkmış olan sosyal medyanın sanayileşme çağında toplumsal üretim ve yaşamdan soyutlanan kadın ve kadının sosyalleşmesi için bir çıkış noktası olduğu açıklanacaktır. Buna bağlı olarak sosyal ve toplumsal yaşamın hemen her alanının sosyal medyaya taşınması ile birlikte bu ortamlarda erkeklerden daha aktif olan kadınların kendi baskın dönemine tekrar geçtiği savunulmaktadır. Bununla birlikte çalışmanın sonuç bölümünde ise anaerkil ve ataerkil dönemler arasındaki geçişlerde hiyerarşik cinsiyet gücünün değil, toplumsal olarak ilerleyebilmenin hümanizm anlayışı ile gerçekleşebileceği sonucuna varılması hedeflenmiştir. Keywords: Anaerkil, kadın, erkek, ataerkil, medya | |
Review Articles Geleneksel Bilginin Sürekliliği, Dönüşümü Sürecinde Yeni Bir Mekân Önerisi: Stoneşifa, Biyoenerji ve Şifa Köyü
Velimert Koçer pp. 71 - 102 Abstract Sağlık kavramı ve sağlıklı olma isteği insanoğlunun en baştan beri üzerinde durup çözüm ürettiği ve günlük rutinden, ritüel uygulamalarına kadar hayatının pek çok alanında uygulanabilir pratikler geliştirdiği bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim bireysel anlamda sağlıklı olmak genel ölçekte kolektif toplum sağlığını da etkilemektedir. Bu sebeple sağaltım yöntemleri ve şifa pratikleri, insanlığın her döneminde önemli uygulamalar meydana getirmiştir. Geçmişten günümüze, başta bitkiler olmak üzere pek çok nesne bilimsel ve büyüsel uygulamalar yolu ile sağaltım aracı olarak kullanılmıştır. Taşlar da bunlar arasındadır. Antik dönemlerden beri taşların iyileştirici gücü olduğuna inanılmış, Aristo’dan itibaren taşlar ve madenler hakkında müstakil çalışmalar yapılmıştır. Günümüz insanının modern tıptan şifa bulamadığını ya da bulamayacağını düşündüğü durumlarda, alternatif yollara başvurduğu bilinmektedir. Son dönemde “kadim bilgi” adı altında, birer öğreti olarak insanlara sunulan biyoenerji uygulamasının bunlardan biri olduğu ve “alternatif tıp” kavramı ile ifade edildiği görülmektedir. Bu çalışmada taşların iyileştirici gücü olduğunu ifade ederek; biyoenerji, sarkaç, bilinçaltı uygulaması ve tütsüleme gibi farklı pratikleri bir öğreti şeklinde organize eden ve uygulayan Belgin Dal’ın şifalandırma çalışmaları ve Sakarya ili Sapanca ilçesinde kurduğu “Şifa Köyü” incelenmiştir. Bu bağlamda kültürün sürekliliği, değişimi ve moderne uyarlanması durumları tartışılmıştır. Şifa köyünün taşlar ve kristaller kullanılarak, farklı pratiklerin kompleks olarak uygulandığı, alternatif tıp uygulaması bağlamında Türkiye’deki ilk örneklerden olduğu söylenebilir. Ayrıca modern bir ziyaret yeri ve ocağını da anıştıran şifa köyünün yeni bir mistik sağaltım mekânı olarak karşımıza çıktığı belirtilmelidir. Araştırma için toplanan veriler; saha araştırması, kaynak kişilerle birebir görüşme ve ikinci sözlü kültür kaynakları yolu ile Belgin Dal ve Şifa Köyü’ne ait olan sosyal medya sitelerinden sağlanmıştır. Keywords: Kültürel süreklilik, stoneşifa, biyoenerji, belgin dal, Şifa köyü | |
Review Articles Türk Kültüründe Başı Öne Eğme: Semâ Ayini Bağlamında Bir Değerlendirme
İlknur Bozkır Özdemir pp. 104 - 123 Abstract Sosyal bir varlık olan insanoğlu, tarihsel süreç içerisinde sözlerini jest ve mimikleri ile desteklemiş hatta bazı durumlarda duygu, istek ve düşüncelerini sadece beden hareketleri ile anlatmakla yetinmiştir. Bu nedenle çok gelişmiş bir beden dili iletişim sistemi geliştirmiştir. Bunlardan bir tanesi de bu araştırmanın konusu olan Türk kültüründe başı öne eğme hareketidir. Bu hareketin taşıdığı anlamlar ve işlevleri en eski tarihî kaynaklarımızdan olan Göktürk Yazıtları, Divanü Lûgat-it-Türk, Kutadgu Bilig ve Dede Korkut Kitabı özelinde analiz edilerek kültürümüzde yüzyıllardır varlığını koruyan sözsüz ve maddî halkbilimi ürünlerinden semâ ayini bağlamında baş hareketleri ve anlamları, kültürümüzde baş eğme, boyun eğme, baş kesme hareketlerinin anlamları ve farklı işlevleri üzerinde durularak tarihsel süreç içerisinde bu hareketin izleri sürülmeye çalışılacaktır. Bu bağlam içerisinde baş eğme, boyun eğme, baş kesme hareketlerinin İşlevsel Halkbilimi Kuramı ışığında kabul, ret, selamlama, hürmet gösterme, saygı gösterme, kabullenme, direnmekten vazgeçme, şükretme, utanma, kutsiyet atfetme, sosyalleşme, sosyal statü belirleme, birleştirme, kaygı ve sıkıntı duyma gibi açık ve gizli işlevleri üzerinde durulacaktır. Söz konusu hareketin Türk kültürü içerisinde kalıplaşmış bir davranış kalıbı oluşturup oluşturmadığı, başa mukaddes özellikler yüklenmesi üzerinde durularak günümüzdeki kullanım alanları ve anlamaları, tarihsel kaynaklarda yer alan örnekler içerisindeki anlamları ve işlevleri ile semâ ayini içerisindeki kullanımları, anlamları ve işlevleri ortaya konulacaktır. Keywords: Baş eğme, baş kesme, beden dili, Türk kültürü, semâ ritüeli |